Menü
Giriş YapBültene Abone Ol

Zamanın Değişimi

Uykusundan uyandı. Birkaç saat sürdüğünü zannettiği uykusu aslında tam 100 yıl sürmüştü. İlginçti ki yüzyıllık uykusundan uyanmasına rağmen hâlâ yorgun hissediyordu.

U

Unknown Author

Konuk Yazar

5 dk okuma
Zamanın Değişimi

Uykusundan uyandı. Birkaç saat sürdüğünü zannettiği uykusu aslında tam 100 yıl sürmüştü. İlginçti ki yüzyıllık uykusundan uyanmasına rağmen hâlâ yorgun hissediyordu.

Dışarı çıktı. Dışarı çıktığında gördüğü manzara karşısında hayrete düştü. Zira artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark etti. İnsanların giyim kuşamından konuştukları kelimelere, dinledikleri müziklerden bakınca etkilendikleri resimlere kadar her şey değişmişti. Sadece insanlar değildi değişen; devletler de değişmişti. Hukuk kurallarından görgü kurallarına, devletlerin sınırlarından yönetim şekillerine kadar her şeyde köklü ve derinlemesine bir değişim yaşanmıştı. Adımlarını attıkça her şeye karşı daha da yabancılaşıyordu. Zamanın bu kadar hızlı değişeceğini hiç düşünememişti.

Bu değişim karşısında ne yapmalıydı? Kabullenmeli mi, yoksa mukavemet mi göstermeliydi? Belki de doğru soru şuydu: Değişim karşısında bir şey yapılmalı mıydı?
Belki de değişim, yüzyıl süren bir uyku kadar uzun bir yolculuk değil de her an yaşanan bir şeydi.

Değişim: Kaçınılmaz Bir Yolculuk
Değişimin kaçınılmaz olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Kaçınılmaz olduğu kadar gerekli de olduğu bir dönem belki de...

Bazen yıllar içinde yaşanıyor bu değişim, bazen bir anda gerçekleşiyor. Hatta bazen o kadar ani oluyor ki akıp giden zaman içinde savrulup giderken fark edemiyoruz bile değiştiğimizi. Değiştiğimiz için korkuyoruz, geçmişte olduğumuzdan farklı biri olduğumuzu düşünüyoruz, kendimizi tanıyamadığımızı hissediyoruz. Hâlbuki değişim, hayatın içinden gelen doğal bir süreçtir ve korkulması gereken bir durum değildir. Zira değişim, hayatın olağan akışı içinde meydana gelen ve durdurulamayan çok açık bir gerçektir.

Değişimden korkmamızın asıl sebebi, onun geçmişle kurduğumuz bağları sarsmasından ileri gelir. Oysa değişimi, geçmişle bağı tamamen koparan ve geçmişe karşı bir yabancılaşma hâli olarak anlamaktan ziyade, kişinin içinde bulunduğu durumdan daha ileriye gitmesi olarak yorumlamak daha sağlıklı olacaktır.

Çünkü insanın gelişmesi de aslında değişimin bir sonucudur. Değişen insan, her zaman geçmişini unutmaz; sadece geçmişini yorumlama tarzını değiştirir.

Bu noktadan meseleye yaklaştığımızda, değişimin korkulması gereken bir durum olmadığını, aksine kendi benliğimizi daha ileriye taşımak için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini anlayabiliriz.

Elbette insan, bu fırsatı değerlendirirken kendi değerlerine sadık kalmayı unutmamalıdır. Zira insan, daimî bir değişim süreci içinde olsa da bu değişim, onun geçmişte verdiği sözü unutmasına mâni olmamalı, sözüne layık bir hayat sürmesine engel teşkil etmemelidir.

Yorumlar

Yorum Yap

Yükleniyor...

İLGİLİ YAZILAR