Menü
Giriş YapBültene Abone Ol

Değişim ve Dönüşüm

Mevsimlerin, yılların ve zamanın değiştiği gibi insan da değişir. Bu değişim bazen bir arkadaştan, bir eşten ya da bir topluluktan kaynaklanabilir.

U

Unknown Author

Konuk Yazar

5 dk okuma
Değişim ve Dönüşüm

Mevsimlerin, yılların ve zamanın değiştiği gibi insan da değişir. Bu değişim bazen bir arkadaştan, bir eşten ya da bir topluluktan kaynaklanabilir. “Ben böyleyim, olduğum gibiyim, asla değişmem.” diyen bile değişir. Değişmelidir de. Çünkü her şey değişir ve gelişir; eğer hayatta var olmak istiyorsa. Değişim, özünde bir şeyin “değmesinden” meydana gelir, yani bir nevi etki-tepki meselesidir. Hayatımızdaki değişimler ilk olarak sorumluluk almakla başlar. Sorumlulukları ise yaş aldıkça, rollerimizle birer birer kavuştukça ve bir şeylerin bizde değiştiğini fark ettikçe daha da iyi kavrarız. Rollerin gereği olarak giderek artan sorumluluklar göz korkutmasın sakın. Her yaşın sorumluluğu kendine has olarak bizi büyütür.

Nasıl ki ergenlik çağıyla beraber vücudumuz irileşir, sakalımız çıkar ve boyumuz uzarsa, aynen bunun gibi düşüncelerimizde ve duygularımızda da zaman zaman değişimler meydana gelir. Yaşadığımız şu hayatta, çeşitli zorluklarla veya engellerle karşılaşabiliyoruz. Bunun bir sonucu olarak da gardımızı alıp, günlük rutinlerimizi duygusuz bir şekilde, korumacı bir tavırla sürdürebiliyoruz. Bundan ötürü olsa gerek, kısa bir süre önce şöyle düşünen bir kişiyle karşılaştım:

"Kişinin kendini koruması adına duvarları, keskin sınırları olmalı."

Böyle düşünenlere göre, böylece korunacak ve kendilerini muhafaza etmiş olacaklarmış. Ve bu stabil durumlarını, yani karlarını muhafaza ederek geleneğe sahip çıktıklarını düşünüyorlarmış.

Tam bu noktada İbrahim Kalın’ın bir konuşmasındaki şu sözler aklıma geldi:

"Eğer gelenekçi bir insan olmak istiyorsanız, geleneğe bir şey eklemeniz gerekir. Bunu yapamıyorsanız da tam manasıyla gelenekçi değilsinizdir."

Tabii ki kişinin kendi değer yargıları, tepki mekanizması vb., yani tırnak içinde “duvarları” olmalı. Ancak bu duvarlarda pencereler de olmalı; bahçesini seyredebildiği, sokağını görebildiği, gerektiğinde seslenebildiği... Hatta duvarında bir kapı da olmalı ki farklı bir kesimden misafir kabul edebildiği gibi kendisi de misafirliğe gidebilsin. Topyekûn kendini bağlayıp da yaşadığı topluma bağnaz kalmamalıdır kişi. Kişi, birçok sebeple mevcut durumunu veya duygularını değiştirmek isteyebilir; bu gayet doğaldır. Ancak genellikle bu değişim sürecinde plansız ve modelsiz hareket ettiği için hedefine ulaşamaz. Değişim için bir metot sıralamam gerekirse:

Birinci aşama: Niyet
Kişi, kendisinde beğenmediği hâl veya hareketin öncelikle farkında olmalıdır. Bu durumun kendisini veya çevresini rahatsız ettiğini bilerek değişim için niyet etmelidir. Değişimi ilk olarak kafasında başlatmalıdır.

İkinci aşama: Hazırlık
Değişim için bazı fedakârlıklar yapmak gerekebilir. Örneğin, arkadaş çevreniz niyetinizle ve varmak istediğiniz hedefle çakışıyorsa, kopmayı bilmelisiniz. Bunun gibi birçok kopuşu da göze alabilmelisiniz.

Yorumlar

Yorum Yap

Yükleniyor...

İLGİLİ YAZILAR