Otogar = Gurbet, Ben = Ağlamak
Gurbet bazen dolu bir bavuldur. Yüklenir, gidersin. Yabancı memlekette konuşamadığın dil, iletişim kuramadığın toplum, gönlünde hasret rüzgârları estirir.
Unknown Author
Konuk Yazar

Gurbet bazen dolu bir bavuldur. Yüklenir, gidersin. Yabancı memlekette konuşamadığın dil, iletişim kuramadığın toplum, gönlünde hasret rüzgârları estirir.
Bazen de gurbet, doldurulamayan bir iç boşluğudur.
Yüklenir, beklersin. Kendi evinde, aynı dili konuşup yine de anlaşamadığında içinde fırtınalar kopar.
Her iki gurbetin de yarası vardır.
Fakat doğup büyüdüğün memlekette yalnız hissetmek, sanırım gurbetin en derin yarasıdır.
Bugün biz, dolu bavulla yola çıkan kişi olalım ve kendi gurbetimizi paylaşmaya çalışalım.
Çocukluğum İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinin kenar mahallelerinde geçti. Hâlâ orada yaşıyorum ya, neyse...
Oturduğumuz mahallede Samsun Asarcık İlçe Derneğimiz vardı ve bayramlarda memlekete otobüs kalkardı.
Otobüse binen de olsam, dışarıda yolcu eden de, hep bir hüzün çökerdi içime.
Yaşam şartlarından ötürü iki senede bir giderdik memlekete; bazen de yılda bir kere. Babam, kurban bayramlarında gider, görevini yerine getirir, sonra geri dönerdi.
Biz yaz aylarında giderdik.
Hâlâ hatırlıyorum, babamı yolcu ederken dışarıda ortalığı yıkardım.
Bir türlü alışamadım bu ayrılıklara.
Aynı şekilde, Samsun’dan İstanbul’a dönerken de aynı sahne yaşanırdı:
Biz otobüste gözü yaşlı, aşağıda kuzenler ağlardı.
Anlayacağınız, gurbetin bu yönünü çok yaşadım — hâlâ da yaşıyorum.
Sevdiğim tüm akrabalarım memlekette, ben ise bahtı güzel olanların yaşadığı İstanbul’da.
Annem, çocukken yaşadığımız bir anıyı anlatır, her defasında hüzünlenirdik.
Gene böyle bir Kurban Bayramı sabahıydı.
Babamı memlekete uğurlamıştık.
Bizim evin önü boş arsaydı; insanlar kurbanlarını orada keserdi.
Kardeşim, annem ve ben pencerenin önündeki koltuktan dışarıyı izlerdik.
Bir ara anneme dönüp:
“Annecim, bayram bize niye gelmedi?”
diye sormuşum.
O hatıra, uzun yıllar boyunca anlatıldı.
Geçmiş zaman...
Ayrılıktan zor belleme ölümü...
Bazen yolum otogara düşer herhangi bir sebepten.
Gözüm hemen vedalaşan insanları arar, istemsizce hüzünlenirim.
İçimde bir yerlerde işli kaldı galiba bu duygu; söküp atamıyorum.