Menü
Giriş YapBültene Abone Ol

"Kim Bir Kötülük Görürse Düzeltsin" ya da Âlimler Birliği'nin Fetvası

"Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme yoluna gitsin ki bu, imanın en zayıf derecesidir."

U

Unknown Author

Konuk Yazar

5 dk okuma
"Kim Bir Kötülük Görürse Düzeltsin" ya da Âlimler Birliği'nin Fetvası

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme yoluna gitsin ki bu, imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78).

Bu Hadis-i Şerif, İslami hükümlerin icrasında ümera, ulema ve diğer fertlerin görevlerini tanımlamaktadır. Buna göre hukuk düzeninin olduğu bir yerde kişi, kurum ya da devletlerin sorumlulukları farklıdır. Ünlü sosyolog Weber de devletin, şiddet tekelini elinde bulunduran kurum olduğunu ifade eder. Dolayısıyla bir bireyin hukuk dışı bir eylem gerçekleştirmesi ya da bir devletin zulme yönelmesi durumunda müdahale yetkisi ve görevi öncelikle yaptırım gücünü elinde bulunduran devletindir.

Ancak kötülük fiilinin, dini-ahlaki açıdan da değerlendirilmesi gerekir. Bu sebeple İslam toplumunda sivil yönü her zaman önde olan ve toplumu İslami ilkelere yönelten âlimlerin, kötülük ve zulmün önlenmesi noktasında görevi bulunmaktadır. Bu görevin icrasında ilk yöntem, ulemanın bir kötülük gördüğünde ümera başta olmak üzere bütün toplumu uyarmasıdır.

Son dönemde İslam dünyasının başına gelebilecek en büyük kötülüklerden biri, Gazze’de yaşanan insanlık dramıdır. Herkesin gözü önünde dine, mukaddesata, insanlık değerlerine karşı açık bir zulüm yapılmakta; eldeki kıt kaynaklarla kendini savunmaktan başka imkânı olmayan bir avuç insana karşı tam anlamıyla bir soykırım yürütülmektedir. Camiler, hastaneler, yerleşim yerleri başta olmak üzere gözün gördüğü her yer bombalanmakta; kadın ve çocuklar dâhil savunmasız insanlar öldürülmekte, aç bırakılmakta ve yerinden edilmektedir.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği, Gazze’de yapılan katliama karşı bir fetva yayınlamıştır. Fetva, öz olarak Müslüman devletleri gerekirse askerî güç kullanmaya, İsrail’e karşı ne gerekiyorsa yapmaya ve devletlerle birlikte sorumluluk sahibi her bireyi göreve çağırmaktadır. Gazze’ye her düzeyde destek olmak, İslami açıdan cihattır ve her bir mümin bu görevden mesuldür.

Âlimler Birliği’nin fetvası, Hadis-i Şerif’te kendisine görev yüklenen devletlere sorumluluğunu hatırlatmakta; âlimler de bu fetva ile kendi görevlerini yerine getirmektedir. Bu fetva, kendi şartlarında çok anlamlı bir girişimdir. Umulur ki İslam dünyasında uyanışa, Gazze’nin kurtuluşuna vesile olsun.

Peki, bu fetvanın pratikteki karşılığı nedir ve neyi değiştirecektir?

Eylem, davranıştan farklı olarak aktörün kendisine anlam yüklemesiyle gerçekleşir. Bu sebeple mazlumların geleceği açısından bu fetva, en alt düzeyde bir bilinç hâlinin inşasına ve devamına hizmet edecektir. Elinden hiçbir şey gelmeyen Müslüman bireylerin buğzunu artıracak, uzun vadede zulmün her türlüsüne karşı duyarlılıkları besleyecek ve umulur ki bir gün Gazze’nin kurtuluşuna da vesile olacaktır.

Ancak fetva içeriğinde de dile getirildiği gibi asıl sorun, ümmetin başsızlığı; bir araya gelememesi, kaynaklarını ve gücünü tek bir noktada toplayarak zulme “dur” diyememesidir.

Yorumlar

Yorum Yap

Yükleniyor...

İLGİLİ YAZILAR