İsrail ve Kudüs: Dünden Bugüne Tarihi Süreçler ve Sonuçları
Yüzyıllar boyunca süren ihtilaflar, derin tarihsel kırılma anları ve dinlerin kalp atışı olan bir şehir: Kudüs.
Unknown Author
Konuk Yazar

Yüzyıllar boyunca süren ihtilaflar, derin tarihsel kırılma anları ve dinlerin kalp atışı olan bir şehir: Kudüs. Kudüs, sadece tarihsel bir mekân değil; aynı zamanda siyasetin, inancın ve direnişin adıdır. Bu yazı, Kudüs-İsrail hattında yaşanan en kritik tarihsel dönüm noktalarını, bir Türk Müslümanının bakış açısından, derinlemesine bir analizle sunmayı amaçlamaktadır. Ancak mesele sadece Türkiye merkezli değil; Kudüs'le ilgili yaşanan her olay, aslında evrensel vicdanın da bir imtihanıdır.
Balfour Deklarasyonu (1917): Tohumları Atılan Çatışma
Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında, 1917 yılında Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un kaleme aldığı mektup, Filistin topraklarında Yahudi halkına "bir ulusal yurt" vadetti. Osmanlı'nın yıkılması, bu süreci kolaylaştırdı. Oysa bu coğrafyada yüzyıllardır bir arada yaşayan Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar vardı. Deklarasyon, Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek olan bir söylemin ilk adımıydı.
1948: Nakba (Büyük Felaket) ve İsrail'in Kuruluşu
1948'de, Birleşmiş Milletler'in 181 No'lu taksim planıyla Filistin toprakları Yahudi ve Arap devletleri olarak ikiye ayrıldı. Arap dünyası bu bölünmeyi kabul etmedi. Aynı yıl İsrail, tek taraflı olarak kuruldu. Bu tarih, Filistinliler için "Nakba" yani "Büyük Felaket" olarak anıldı. Yaklaşık 750 bin Filistinli evlerinden sürgün edildi.
1967: Altı Gün Savaşı ve Kudüs'ün İşgali
1967 yılında yaşanan Altı Gün Savaşı, bölge tarihinin en dramatik kırılma anlarından biridir. İsrail, bu savaşta Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria, Gazze ve Golan Tepeleri'ni işgal etti. Müslümanlar için kutsal olan Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Doğu Kudüs de bu işgalin kapsamındaydı.
1987 İntifadası: Taşların Direnişi
1987 yılında Gazze'de başlayan ve hızla Batı Şeria'ya yayılan bir halk ayaklanması, tarihe "Birinci İntifada" olarak geçti. Filistinli gençlerin taşlarla verdiği direniş, dünya kamuoyunda İsrail'e yönelik farkındalığı artırdı. İsrail'in orantısız güç kullanımı, çok sayıda sivilin hayatına mal oldu.
2000 İntifadası: Mescid-i Aksa ve Ariel Sharon'un Provokasyonu
Ariel Sharon'un korumalarıyla birlikte Mescid-i Aksa'yı ziyaret etmesi, halkta büyük bir infiale yol açtı. Bu olay, "İkinci İntifada"nın fitilini ateşledi. Direniş daha örgütlü, daha sert ve daha uzun süreli oldu. İsrail, tanklarla şehir merkezlerine girdi, çok sayıda mescidi ve kamu binalarını yerle bir etti.