Kalpten Kalbe Giden Yol: Muhabbet
Bazı kelimeler ve kavramlar vardır; harfleriyle değil, yüreğe bıraktığı sıcaklık ve samimiyet ile ölçülür. “Muhabbet” ve “selam” işte onlardan bazılarıdır.
Unknown Author
Konuk Yazar

Bazı kelimeler ve kavramlar vardır; harfleriyle değil, yüreğe bıraktığı sıcaklık ve samimiyet ile ölçülür. “Muhabbet” ve “selam” işte onlardan bazılarıdır. Sadece bir kelime değil, bir hâl, bir duruş ve bir zarafeti beraberinde taşır. Sevginin olgunlaşmış, dolmuş ve taşmış ifadesi, içten gelen bir gönül köprüsüdür. Sadece konuşmak değil, aynı zamanda hissederek konuşmak; sadece duymak değil, gönülden dinlemenin adıdır. Yürekten açılan bir kapıdır muhabbet.
Modern çağın öğüttüğü zihinlerimizde unutulmaya yüz tutmuş kavramların başında gelir muhabbet ve selam. Eskiden insanların birbirine bir aktarımı ve paylaşımı vardı. İnsanların birbiriyle paylaştığı bir tas çorba, bir sohbete vesile olur; sosyalleşmenin telefonlardan değil, gönüllerden süzüldüğü bir iklim yaşanırdı. Birlikte paylaşmanın ve dayanışmanın olduğu bir toplumda birey ve toplumsal ilişkiler de artardı. Muhabbetin, bireyselleşmeyi ve yalnızlıktan uzaklaştırarak kişiyi toplumsal alana yansıtan bir rolü vardı.
Bir de muhabbetin, sevginin coşkun hâli şeklinde bir anlamı var. Bir özneye muhabbet beslemek, aslında bir şeye karşı sevgi beslemekle eşdeğer anlamda kullanılmıştır. Hülasa, muhabbet, sevgi ile eş anlamlı bir kelime olarak bize ulaşmıştır. Bir de “Muhabbetullah” diye bir kavram var. Muhabbetullah, kulun Allah’a duyduğu sevginin bir tezahürüdür. Kulun her şeyi Allah için yapması; sevdiğini de, sevmediğini de Allah için sevmesidir. Bu da kulun Allah ile olan muhabbetini sağlamlaştırmasıyla mümkün görülmüştür.
Muhabbet sadece söz ile değil, sessizlikle de kendini gösterebilir. Kimi zaman dostunu konuşmadan da anlayabildiğin zaman dilimleri; annenin evladına dokunan şefkati veya ekmeğini bölüştüğünde duyulan samimiyet de muhabbeti oluşturur. Bu anlamda yaratıcı-insan, insan-insan veya insan-doğa ilişkilerinde kurulan ilişkilerin sağlamlığı her zaman duyulan muhabbet ile eşdeğerdir.
Muhabbet ve selam yalnızca bireysel bir ilişki değil, aynı zamanda toplumu ayakta tutan dinamik bir unsurun parçalarıdır. Söze başlamanın en veciz ve anlamlı ifadesi, samimi bir selam ve tebessümdür. Birey ve toplumsal ilişkimizin ilk kuralı olan selamlaşma, hem dinî hem de kültürel bir motiftir. İslam dininde selâm vermek ve güler yüz göstermek, sadaka yerine geçmektedir. Selam vermenin sünnet, almanın ise farz görüldüğü bir kültürden geldiğimizi unutmakla birlikte; beton sokakların ve kaldırımların sıkıştırdığı, kalabalık yığınların oluşturduğu şehir hayatı günümüzde komşuluk ve akrabalık ilişkilerini zayıflatmakta, bu durumun sonucunda bireyler arası ilişkiler zedelenmektedir. Toplum arasında bir insan sıcaklığı ve samimiyeti aramaktayız. Dostluk, kardeşlik, muhabbet ve sevgi gibi kavramların bayağılaştığı ve değersizleştiği bir dönemde, sıcak bir muhabbet toplumun ve insanın ruhuna işleyen bir merhem olmaktadır.
Şehir hayatı içerisinde akıp giden yüzler ve silik izlerle dolu iken, selam ve muhabbet insana insan olmanın hatırlatıcısıdır. Peygamberimizin “Aranızda selamı yayın.” hadisi, esasında toplumsal dayanışma ve birey hayatındaki en temel değerlerden birini bize hatırlatmaktadır. Günlük hayatın koşuşturmasında kaybolmaya yüz tutmuş olan selam ve muhabbet, gönüllerde yer edinen bir iletişimin anahtarı olmaktadır.
Bugün, kalabalıklar içerisinde yalnız insanların yaşadığı şehirlerde en çok ihtiyacı duyulan ve yokluğu hissedilen şey, sıcak bir muhabbet; samimi, saf ve yürekten kopup gelen ve içimizi ısıtan...