Haritalar: Gönlümüze Çizgi Çekemezler
Konuyu ilk öğrendiğimde, aklımda canlanan şey ülke sınırlarını gösteren dünya haritası oldu. Çeşit çeşit haritalar mevcut aslında ama...
Unknown Author
Konuk Yazar

Konuyu ilk öğrendiğimde, aklımda canlanan şey ülke sınırlarını gösteren dünya haritası oldu. Çeşit çeşit haritalar mevcut aslında ama zihnimde ilk bu haritanın belirginleşmesinin, bilinçaltımda bir karşılığı olmalı. Bir hatıra canlanıyor gözümde. Gelin, bunu size anlatayım ve buna bağlı olarak birkaç kelam edeyim. Şunu da belirtmek istiyorum ki niyetim, yazılarımda edebi bir kaygı gütmeden, daha çok arkadaş ortamında bir kafede oturmuş, Spanish Latte’mi yudumlarken konu hakkında konuşuyormuş gibi düşüncelerimi paylaşmaktır. Haydi Bismillah.
Sanıyorum, ortaokul yıllarımdı. Bir programda konuşmacı, dünya haritasında Mısır, Libya, Sudan ve çevre ülkelerin sınırlarının nasıl olduğuna dikkat çekmişti. Cetvelle çizilmiş gibi dümdüz sınırlar... Hatta gibisi fazla. Bu sınırları çizenler o coğrafyanın insanları değildi. O coğrafyayı "biz", çizgileri çizenleri ise "bizden olmayanlar" olarak ifade etmek istiyorum. Bizden olmayan insanların, bizim yaşam şartlarımızı belirlemesi, bize sınırlar koyması gerçekten çok üzücüydü. O yaşlarda bunu düşünüp içten içe kahrolmuştum. Belki bu yüzden, ne zaman bir dünya haritası görsem, istemsizce ilk baktığım yer hep Mısır-Libya sınırı olur.
Ülkemiz için düşünecek olursak, hazır gündemde sıcakken, Suriye sınırını örnek verebilirim. Türkiye’ye bağlı ve Suriye’ye bağlı iki sınır köyü, birbirinden yaşayış olarak ne kadar farklı olabilir? Ya da bu sınırlar, bizi birbirimizden farklı kılabilir mi? Bence hayır. Türkiye’ye bağlı köy ne kadar "biz" ise, Suriye’ye bağlı köy de bir o kadar "biz". Haritalar üzerinde gördüğümüz sınır çizgilerinin tamamen bir aldatmaca olduğuna inanıyorum. Asıl sınırların, gönlümüzde olduğuna düşünüyorum. Benim gönlümde ise devletimin bir sınırı yok. Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kendimi sorumlu hissediyorum. İmkânlar nispetinde de bu sorumluluğu yerine getirmeye çalışmamız gerektiğine inanıyorum.
Ne ırk, ne dil, ne renk, bize sınır çizmek için bir sebep olamaz. Tek yapabilecekleri, kağıt üzerinde çizgiler çizmek. Ancak gönlümüze çizgi çekemezler.
Bu arada konumuz haritalar iken, Piri Reis ve onun çizdiği haritadan bahsetmeden olmaz. Haritanın bir parçası, Topkapı Sarayı’nda yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen bulunmuş. Hatta üzerinde yemek lekeleri olduğu ve masa örtüsü olarak kullanılmış olabileceği söyleniyor. Bu kadar değerli bir parça, kıymetini bilmeyen ellere düştüğünde böyle durumlar yaşanabiliyor. Belki biz de hâlâ gönül haritamızın sınırlarını keşfedememiş ve gerektiği değere ulaştıramamışızdır.
Gönül ufkumuza gerektiği değeri verebilme ve Piri Reis gibi nice işinin ehli insanların ülkemizde her daim var olması duasıyla.
Velhamdülillahi Rabbil Alemin.