Gerçeklerin Sanaldaki Kısmî İzdüşümü: Haritalar
Sanal, gerçeklik ve gerçekliğin ötesi... Bu üç kavram, algıladığımız şeylerin bütününü kapsamaktadır.
Unknown Author
Konuk Yazar

Sanal, gerçeklik ve gerçekliğin ötesi... Bu üç kavram, algıladığımız şeylerin bütününü kapsamaktadır. Günümüzde haritaların önemi malumunuzdur. Askerî operasyonlardan İstanbul’daki Sivaslı nüfusuna; Türkiye’nin gastronomisinden Avrupa’daki mülteci dağılımına kadar neredeyse her şey haritalarla ifade edilmektedir. Ancak harita, esasen sanal bir araçtır. Gerçeklikle olan ilişkisi sınırlıdır; bir nevi gerçekliğin sanaldaki izdüşümüdür.
Bugün hep birlikte Belçika’dan Fransa’ya geçmek istediğimizde herhangi bir sınır olmadığını müşahede ederiz. Peki, sanal bir varlığın (!) hayatımızda bu denli önemli bir rol oynamasının sebebi nedir?
Benim gözlemime göre, insan zihni bazı meselelerde gerçekliği doğrudan algılayamaz. Ancak insan zihni, gerçekliği kavrayamadığında bir sembolleştirmeye ihtiyaç duyar. Zaman ve mekân kavramları da bu sembolleşmenin ürünüdür. Konuyu felsefi bir boyuta çekmeden, "harita" üzerinden sanal ve gerçekliği ele alalım.
Harita dediğimiz görsel, sanaldır. Ancak haritalar üzerinde görselleştirilen ve gerçekleşen hadiseler gerçektir. Örneğin, Türkiye’yi içine alan Karadeniz ve Akdeniz’i gösteren bir harita düşünelim. Bu harita sanalken, sınırdaki gümrük kapıları ve diğer unsurlar gerçektir. Öte yandan, bazı geceler gözümüzü harita uygulamalarından ayıramadığımızda "Falanca ordu filanca köye girdi" şeklindeki haberler de gerçektir. Ancak bu olayların görselleştirildiği haritalar hâlâ sanaldır.
Şam’ın Yeniden Fethi
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’nin desteklediği Suriye Millî Ordusu, adeta bir yıldırım harekâtıyla Suriye’nin neredeyse tamamını ve özellikle Şam’ı yeniden fethetti. Ülkemizde, bir takım muhalif odaklar dışında, milletimizin çoğu bu haberlerden sevinç ve gurur duymuştu. Halep Kalesi’nde göndere çekilen Türk bayrağı, göğsümüzü gururla doldurdu.
Yaşanan bu gerçeklik gündemimizde önemli bir yer tutarken, haritalar açısından da aynı durumu görebiliyor muyuz? Bugün herhangi bir arama motorunda Türkiye haritasına baktığımızda, 1940’tan beri aynı sınırları görüyoruz. (KKTC meselesi ise sanal ile gerçekliğin ayrıldığı önemli bir örnektir.) Ancak yaşanan bunca gelişmeye rağmen, haritalarda herhangi bir değişim olmamıştır.
Gerçekte ise, ülkemizin artık İsrail ile sınır komşusu olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Sahadaki ve Sanaldaki Gerçeklik
7 Ekim’de gerçekleşen Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından İsrail, önce Gazze ve birkaç Filistin kentini ablukaya aldı, ardından da çevre ülkelerin topraklarına göz dikti. Lübnan ve ardından Suriye, bu barbarlıktan nasibini aldı ve hâlâ almaya devam ediyor. Adım adım bize doğru ilerleyen İsrail’e karşı, Türkiye de Şam’ın yeniden fethiyle bu mücadelede önemli bir adım attı.
Bu hakikatler haritalarda görünmese de sahada kendisini net bir şekilde göstermektedir.