Gün Başlamadan Temizlenen Şehir
“Bir yerin huzuru, oradan sessizce geçenlerin emeğindedir.” Şehir, uyanmadan önce temizlenir.
Unknown Author
Konuk Yazar

“Bir yerin huzuru, oradan sessizce geçenlerin emeğindedir.”
Şehir, uyanmadan önce temizlenir.
Saat henüz beşi göstermemiştir; sokak lambaları hâlâ sönmemiş, kaldırımlar geceyi üzerinde taşımaktadır. Havanın griyle siyah arasında gidip geldiği o aralıkta, zaman biraz ağır, biraz uykuludur. Sessizlik her köşeye sinmişken bir ses yaklaşır: çöp konteynerlerinin kaldırıldığı, tekerleklerin zemine sürtündüğü, metalin metalle buluştuğu o tanıdık ses. Uyuyan binaların arasında yankılanan bu uğultu—gündüz yokmuş gibi davranılan bir hazırlığın, görünmeyen bir estetiğin sesi.
Çöp sadece atık değildir; geçmişin küçük izleridir. Dünün yemek paketleri, yırtılmış kâğıtlar, unutulmuş fazlalıklar... Toplanıp götürülürken şehir hafifler. Bu hafiflik, estetiğin ilk koşuludur. Çünkü hiçbir şey, ağırlık taşıyan bir mekânda güzel görünmez. Hafifleyen zemin, günün kalabalığına daha dayanıklı hâle gelir. Temizlik burada yalnızca hijyen değil, bir tür hafıza silme işlemidir. Kirin ardında kalan sessiz bir başlangıçtır.
Kaldırımlar süpürülür sonra. İnce kıllı fırçalar geçer taşların arasından; iz bırakmadan iz silercesine. Nehir gibi akar toz, yaprak ve kırıntılar. Rüzgârın taşıdığı her küçük parça, insan gözünden önce süpürgeye görünür. Temizlik burada bir düzeltme değil, bir kusur göstermeme eylemidir. Yalnızca kir alınmaz; görüntü sakinleştirilir, zemin yumuşatılır. Gürültüsüz lük bile temizlik gibidir; şehrin sesi, sabahın bu erken saatinde neredeyse törensel bir dinginliğe bürünür.
Parklara geçilir gün doğmadan. Banklar silinir, yürüyüş yolları taranır, ağaç diplerinde biriken çöpler toplanır. Kum havuzlarının kenarı düzeltilir, salıncakların zincirleri kontrol edilir. Henüz hiçbir çocuk ayakkabısını giymemiştir ama onların geleceği alan çoktan hazırlanmıştır. Bu görünmeyen emek, bir tür sessiz nezakettir. Kimseye kendini göstermeye çalışmaz ama herkesi düşünür.
Şehir henüz uyanmadan önce, insan eliyle yeniden düzenlenir. Bu bir alışkanlık değil, bir adettir; ahlaktır. Estetik burada süs değil, fazlalıktan arındırılmış bir dengedir. Göz kamaştırmak için değil, gözü yormamak için yapılır. Duru bir nehir gibi akar temizlenmiş sokaklar; fark edilmeden geçilir ama geçildiği hissedilir.
Gün doğar. Işık her şeyi görünür kılarken temizlik artık görünmez olur. Kaldırımlar sessizce geçilir; çöp konteynerlerinin yerinde yokluğu hissedilmez. Parklar dolup taşar ama kimse o parkın sabah nasıl hazırlandığını düşünmez. Estetik yerindedir. Çünkü estetik, çoğu zaman sorulmamış bir sorunun çok önceden verilmiş cevabıdır.
Ve o cevap, her sabah beşte verilir.