Gazze: Bir Turnusol Kâğıdı
Gazze, bugün sadece bir coğrafyanın değil, kalplerimizin, vicdanlarımızın, ideallerimizin turnusol kâğıdı hâlindedir.
Unknown Author
Konuk Yazar

Gazze, bugün sadece bir coğrafyanın değil, kalplerimizin, vicdanlarımızın, ideallerimizin turnusol kâğıdı hâlindedir. Kimi için hiçbir anlam ifade etmezken, kimileri de ütopik ve ölçüsüz söylemlerle meseleyi araçsallaştırarak ülkesini karalamakla meşgul. Oysa bu konuda da her meselede olduğu gibi ifrat ve tefritten uzak durmak, mutedil kalmak gerekir.
Sosyal medyada gür sesle “Gazze’ye gidelim, savaşalım” diyenlerin; zamanında Suriyeli muhacirlere karşı nasıl bir tavır içinde olduklarını sormadan edemiyorum. Türkiye sınır ötesi operasyonlar yaparken yükselen döviz karşısında hükümetin yanında mıydılar, yoksa “çok fazla Suriyeli var, dolar aldı başını gitti” serzenişinde mi bulundular?
Bugün İsrail’e karşı olası bir harekâtta; ABD başta olmak üzere birçok devletin ekonomik ve siyasi yaptırımlarıyla karşılaşma riskini ne kadar hesaba katıyorlar? Bu bedeli ne kadarına kadar göğüsleyebiliriz? Şunu en başta açıkça ifade edeyim: Böylesi bir durumda göğüslemekten şeref duyacağımız yegâne şey, şehadet nişanesi olur. Milletimiz ve ümmetimiz uğruna verilecek bir can, bizim için bir övünçtür, hamdolsun. Ancak aynı milletin, böyle bir savaşın ortasında askerini, devletini, mazlumları yalnız bırakmayacağının garantisini geçmiş tecrübelerimize bakarak veremiyoruz.
Bu nedenle öncelikle milletimizin bilinçlendirilmesi, ortak bir ruh ve irade etrafında birleşmesi zaruridir. Unutmamalı ki, daha yeni yeşeren Suriye topraklarında dahi, büyük bedellerle ancak gedikler açabildik. Devletler için on yıllar, bireyler için geçen bir gün gibidir. Sabırla, sağduyuyla, stratejiyle hareket etmemiz gerekir.
Gazze’de yaşanan bu vahşet karşısında vicdanı sızlayan çok insan görüyorum. Empati kurmadan edemiyorum; her çocuğun acısını yüreğimizde hissediyor, her enkaz altında kalmış masumda insanlığımı görüyorum. Alışmamak için çabalıyorum. Ama bilmeliyiz ki; elimizden gelen tek şey sosyal medyada öfke kusmak, şiddet görüntüleri paylaşmak olmamalı. Asıl yapılması gereken: Önce kendimizi, sonra çevremizi bilinçlendirmek. Birlikte ve bilinçli hareket edebilme yetisini kazanmak en asli görevimizdir. Milletçe, Müslümanların sevinçleriyle sevinebilme, üzüntüleriyle hüzünlenebilme şuuruna ulaşmalıyız. Boykota azami derecede ihtimam göstermeli, siyonistlerin tekel hâline geldiği sektörlerde faaliyet göstermeliyiz. İşimizi en iyi şekilde yapmalıyız. Unutulmamalıdır ki; Müslümanlık, en hızlı ticaretle yayılmıştır.