Estetik Üzerine
“Estetik” kelimesi, kökenini Antik Yunanca aisthesis kelimesinden alır. Aisthesis, “duyum, algı, hissediş” anlamına gelir.
Ahmet Talha Çamcı
Yazar

“Estetik” kelimesi, kökenini Antik Yunanca aisthesis (αἴσθησις) kelimesinden alır. Aisthesis, “duyum, algı, hissediş” anlamına gelir. İlk bakışta estetik yalnızca güzellikle ilgili bir kavram gibi görünse de kök anlamında dünyayı duyularımızla algılama biçimimizi ifade eder. Zamanla kavram, salt duyusal algının ötesine geçerek güzellik, sanat, beğeni, uyum ve ahenkle özdeşleşmiştir.
Tarih boyunca estetik anlayışı değişiklik göstermiştir. Antik Yunan’da estetik, uyum (harmonia) ve ölçü (symmetria) ile açıklanırken, Orta Çağ’da Tanrı’nın yaratışındaki ilahi düzenin bir yansıması olarak görülmüştür. Modern çağda ise bireyin öznel yargısına ve özgür beğenisine dayalı bir alan hâline gelmiştir. Günümüzde estetik, sanat felsefesinden öte, günlük yaşamın her alanına sirayet eden bir kavramdır; mimariden giyime, şehir planlamasından bireysel görünüşe kadar uzanır.
Estetik yalnızca bir “güzellik arayışı” değil, aynı zamanda bir “yaşam kalitesi” meselesidir. İçerisindeki peyniri bulmak için büyüteçle bakmanız gereken bir poğaça ile özenle hazırladığınız sucuklu yumurtalı, kızartmalı, tereyağ ve ballı kahvaltı arasındaki fark, yaşam sevinciyle ilgilidir. Yaşadığımız şehirdeki binaların düzeni, sokakların temizliği, parkların varlığı veya yokluğu, doğayla kurduğumuz ilişki estetik algımızı doğrudan etkiler. Estetik yoksunluğu, insan ruhunu daraltır; beton yığınları arasında huzur bulmak zordur. Buna karşılık, ahenkli bir sokakta yürümek, özenle tasarlanmış bir evde oturmak veya dengeli bir mahallede yaşamak, farkında olmasak da psikolojimize iyi gelir. İnsan gözü doğal olarak uyum, simetri ve düzen arar; bunları bulduğunda huzur duyar.
Estetik, bazen farklı olan insana da gelir. Bir insan Galata veya Beşiktaş’ın en değerli apartmanlarının bulunduğu sokakta yaşasa bile, Genk’e gittiğinde ruhu açılabilir. Çünkü gördüğü mimari değişmiş, ufkunu ve ruhunu genişletmiştir.
Estetik aynı zamanda ahlak ile de doğrudan ilişkilidir. “Güzel” olanın aynı zamanda “iyi” olması gerektiği fikri, Antik Yunan’dan beri tartışılır. Platon, güzellik ile iyilik arasında sıkı bir bağ kurarken, günümüzde estetik ile etik arasında bazen ayrım gözetilir.
Estetik yalnızca göz zevki değil, toplumsal sorumluluk ve kamusal bir ahlak meselesidir. Estetik duyarlılığı olmayan toplum, çevresine zarar verir ve gelecek nesillere hoyratlık bırakır. Öyleyse estetik, sadece sanat galerilerinde veya mimari tasarımlarda değil, yaşadığımız her anın içindedir. Şehrimizin düzeninden evimizin içine, konuşma biçimimizden davranışlarımıza kadar hayatın tamamına yayılan bir bakış açısıdır. İnsan, estetikle yaşadığında yalnızca daha güzel bir dünyaya değil, aynı zamanda daha iyi bir hayata da yaklaşır.