Değişen Mutluluk Kaynakları ve Instagram Personaları
Gün geçtikçe değişen ve farklı bir yöne doğru evrilen dünyamızda, gelişen teknolojinin de önemli derecede etkisiyle insanoğlunun ilgi ve beklenti biçimleri kökten bir değişime uğramaktadır.
Unknown Author
Konuk Yazar

Gün geçtikçe değişen ve farklı bir yöne doğru evrilen dünyamızda, gelişen teknolojinin de önemli derecede etkisiyle insanoğlunun ilgi ve beklenti biçimleri kökten bir değişime uğramaktadır. Akıllı telefonların kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayılmasıyla birlikte artık sosyal medya, hayatımızın ayrılmaz bir parçası konumundadır.
Nitekim günümüzde insanlar, sosyal çevresinden bekledikleri ilgi ve alakayı büyük ölçüde sosyal medya paylaşımları üzerinden görmekte ve birer ilgi bağımlısına dönüşmektedir. Persona, kişinin toplumsal kabul görme ve onaylanma adına ortaya koyduğu, çoğu zaman gerçek benliği ile örtüşmeyen bir sosyal maske olarak tanımlanabilir. Artık insanlar Instagram için geziyor, Instagram için yiyor, Instagram için evleniyor.
Bu tarz kullanıcılar, sosyal medyalarında inşa ettikleri personalar üzerinden sahte bir hayat sürmekte; gerçek hayatta işler yolunda gitmese de Instagram profillerinde oluşturdukları suni mutlu görüntüyle anlık haz ve mutluluğu amaçlamaktadır. Ancak bu anlık mutluluk hissi geçtiğinde kişideki mutsuzluk ve tatsız hisler yeniden ayyuka çıkmakta ve böylece o dopamin salgısını tekrar tetiklemek için “beğenilme ve onaylanma” isteğini yeniden hissetmektedir.
Günümüzde kişinin mutlu olması artık çok basit: Instagram paylaşımlarının çevresi tarafından ilgi görmesi. “Paylaşımlarıma beğeni ve yorum geldikçe kendimi çok iyi hissediyorum.” cümlesini birçok kez işitmişsinizdir. İnsanların mutluluğu artık beğeni ve yorum sayısıyla doğru orantılı. Bu anlık mutluluklar her ne kadar kişiye haz verse de ilgi bağımlılığı, insanın ruhuna ve benliğine zarar vermekte, yalnızlık kavramı kişiye son derece korkutucu ve uzak gelmektedir. Bu personalarda, Instagram’da paylaşım gibi “önemli” bir amaca hizmet etmeyecekse özel anları yaşamanın gereksiz olduğu inancı kuvvetli bir şekilde cereyan etmektedir. Instagram profilleri doğru kullanılırsa mükemmel bir aile imajı oluşturur ve bu yazının temel konusu olan kişinin kendisini insanlara onaylatma ihtiyacını gidermek için harika bir araç hâline gelir. Oysa bir şey gerçekten mükemmelse insan, onu sürekli onaylatma ihtiyacı duymamalıdır. Özellikle aile ve eş/nişanlı gibi içsel konularda bu kadar dışarıdan onay ihtiyacı hisseden çiftler, ilişkilerini bu onaylanma ve ilgiyle ayakta tutmaktadır. Yeri gelmişken bu durumu çok iyi özetleyen bir olayı paylaşayım:
Geçtiğimiz günlerde Twitter’da, genç bir çiftin çocuklarıyla bir kafede trend olan bir akıma uygun eğlenceli bir içerik videosu çektiğini gördüm. Bu tweeti alıntılayan biri şunu yazmıştı:
“Bu çift, bu videoyu oturduğumuz kafede, karşımızdaki masada çekiyorlardı. Video bittikten sonra adam sinirli ve öfkeli bir şekilde sigara içmeye çıktı, kadın telefonuna gömüldü, çocuk da ilgisizlikten bizim masamıza geldi; onunla biz oynadık.”
Velhasıl, Instagram’da ya da ana akım sosyal medyanın her köşesinde aslında hepimiz bir persona, yani bir maske ile var oluruz. Her maskenin ise bir amacı vardır. Kimi insan kusursuz görünmeyi arzu eder, kimi ise anlaşılmayı. Kiminin maskesi gerçekten kendisine benzerken kimininki bambaşka bir görüntü, hayal yahut yapaylıktır.
Ezcümle, her sosyal profil aslında bir hikâyedir; ancak bu hikâyeler çoğunlukla görünenin ardında bir yerde saklı durur.