Bütün Bağlar Bir Selamla Başlar
Her muhabbetin girişi bir selamla başlar. Kurulan her bağın, her ilişkinin başlarında mutlaka bir selam vardır. Bu selam yoluyla kurulan bağlarla aileler, arkadaşlıklar oluşur.
Unknown Author
Konuk Yazar

Her muhabbetin girişi bir selamla başlar. Kurulan her bağın, her ilişkinin başlarında mutlaka bir selam vardır. Bu selam yoluyla kurulan bağlarla aileler, arkadaşlıklar oluşur. Bu sebepten, insanı şüphesiz ki en çok da kurduğu bağlar insan yapar. Karşıdakiyle ne kadar etkileşim içerisinde bulunursak, bu bağlar o denli kuvvetlenecektir. Selam vermek aslında sadece bir fiil değil; sosyal hayatın ve medeniyetlerin en temel yapı taşlarından biridir. İnsan ilişkilerinin başlangıç noktasıdır.
Bir selamla başlayan muhabbetler zamanla samimiyete, güvene ve paylaşıma dönüşür. Toplumun temelinde de bu küçük ama etkili etkileşimler yatar. Ne kadar çok selam verilirse, o kadar çok bağ kurulur; ne kadar çok bağ kurulursa, toplum o kadar güçlü olur. Bu nedenle selam, bireyler arasında sadece bir nezaket göstergesi değil; aynı zamanda sosyal dokuyu güçlendiren bir araçtır. Bugün bile pek çok toplumsal sorun, maalesef ki insanlar arasındaki bu basit etkileşimin eksikliğinden doğuyor.
Ne yazık ki günümüzde insanlar arasında selamı yayma o kadar zayıflamıştır ki tanımadığımız birine selam vermek neredeyse yadırganacak bir duruma gelmiştir. Oysa âlemler sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammed’in önemli bir nasihatidir aramızda selamı yaymak.
Yeri gelmişken ufak bir anımı anlatayım: Bir seyahat vesilesiyle bir ay kadar Hollanda’da bulunmuştum. Orada en çok dikkatimi çeken şey, oranın yerli halkı — ekseriyetle yetişkinler — parkta, bahçede, yolda yürürken göz göze geldikleri insanlara sürekli gülümseyerek selam vermeleriydi. O parkta otururken biraz düşündüm. Ülkemizle bir kıyas yaptığımda — halbuki bizim genetik kodlarımıza işlemiş olması gereken bir davranışken — selama bir Avrupalıdan daha az ehemmiyet gösteriyor olmak bir hayal kırıklığı olmalıydı. Bu olaya herhangi bir gıpta gözüyle ya da imrenerek bakmıyorum. Bize ait olması gereken bir davranışı, bizden bambaşka bir kültür altında en doğru haliyle görmek düşündürmüştü.