Menü
Giriş YapBültene Abone Ol

“Baba” ile Empati

Ülkemizde ve dünyada on yıllardır, hatta yüzyıllardır yaşanan olaylar vicdanları derinden yaralıyor. Dünyada hâkim güç Batı medeniyeti olduğundan beri, kan ve gözyaşı hiç dinmedi.

U

Unknown Author

Konuk Yazar

5 dk okuma
“Baba” ile Empati

Ülkemizde ve dünyada on yıllardır, hatta yüzyıllardır yaşanan olaylar vicdanları derinden yaralıyor.
Dünyada hâkim güç Batı medeniyeti olduğundan beri, kan ve gözyaşı hiç dinmedi.
Evet, dünya hiçbir zaman tamamen masum olmadı; hiçbir zaman sütliman değildi.
Ancak İslâm medeniyeti, hareket kabiliyeti ölçüsünde dünyaya sükûnet ihraç ederdi.

Geçtiğimiz günlerde, Siyonist terör örgütü İsrail tarafından —ateşkes ihlal edilerek— Gazze’ye yeniden saldırılar düzenlenmeye başlandı.
Bu saldırılarda önümüze düşen görüntüler, yüreklerimizi dağladı.
Bunlardan biri, anne ve babası vefat ettiği için ağlayan kardeşini teselli etmeye çalışan küçük bir çocuğun videosuydu.
Bir diğeri ise, hava saldırısında aldığı tahribat sonucu başı gövdesinden ayrılan 3-4 yaşlarındaki bir çocuğun, yalnızca başıyla vedalaşmaya çalışan babasının görüntüsüydü.

Bu yürek parçalayıcı sahnelere rağmen, bazı kimseler empati kurmaktan son derece uzak bir tavır sergilemekten çekinmedi.
Ülkemizde yaşanan Saraçhane eylemleriyle, Gazze’deki soykırımı aynı kefeye koyma kalpsizliğini dahi gösterebildiler.
Belirtmek isterim ki, bu insanların ahlâken kendilerine çeki düzen verene kadar uzlaşabileceğimiz herhangi bir ortak nokta bulunmamaktadır.

Empati, zor ve meşakkatli bir yoldur.
İşi bozulan, ekonomik nedenlerle bir süredir pazarlardan dahi alışveriş yapamayan, geleceğine dair umudunu yitirmiş insanlarla empati kurmak bile zordur.
Her dert kendine özgüdür. Her insanın bir hikâyesi vardır — ve her hikâye dinlenmeye değerdir.
Ancak... Yukarıda bahsettiğim o babayla empati kurmayı yüreği kaldırabilen var mı?

Bir Cenah Açısından Durum

Bir mümin ile sıradan bir insan arasındaki en büyük farklardan biri, disiplindir.
Müslümanlar, kuvvet ve gayretlerinin yeterli olduğu dönemlerde dünyaya hâkim oldular.
Ancak teknolojik gelişmelerin etkisiyle bu hâkimiyet ellerinden kaydı.
Bu gelişmelerde Müslümanları ilk geride bırakan topluluk, Hristiyan Protestanlardı.
Onların da disiplin konusunda Müslümanlardan geri kalır yanı yoktu.

Bugün geldiğimiz noktada, disiplinin tek başına yeterli olmadığını yüzümüze tokat gibi çarptığı içindir ki, bu hâl içinde debelenip duruyoruz.
Ne zaman ki “düşmanın silahıyla silahlanmak gerekir” gerçeğini fark ettik, işte o zaman yeniden silkelenmeye başladık.
İnşallah koşacağımız günler de yakındır.

Gazze’deki soykırımı, Saraçhane’deki bir taşkınlık sonucu polisin önleyici müdahalesiyle kıyaslayanlar, tarihimizin gördüğü en çukur empati yoksunlarıdır.
Hayvanlarla dahi empati kurulmasını savunan bu “erdem(!)” sahipleri, çocuğunun başı kopmuş hâlde onunla vedalaşan bir babanın acısını göremediler.

Yorumlar

Yorum Yap

Yükleniyor...

İLGİLİ YAZILAR