Aksiyonuz Empati, Halüsinasyon Mudur?
Duygudaşlık. Türk Dil Kurumu’nda böyle tanımlanıyor: Bir insanın duygusuna ortak olma, onun duygusunu anlama... Peki, ne kadar? Beş saniye mi, beş saat mi, beş yıl mı?
Unknown Author
Konuk Yazar

Duygudaşlık. Türk Dil Kurumu’nda böyle tanımlanıyor: Bir insanın duygusuna ortak olma, onun duygusunu anlama... Peki, ne kadar? Beş saniye mi, beş saat mi, beş yıl mı? Ne zamana kadar duygudaş olursak gerçek manada empati yapmış oluruz?
Ya da oturduğumuz yerden, telefonda gördüğümüz bir duruma duygudaş olursak; uzanıp televizyon izlerken, haberde gördüğümüz acı yüklü bir olaya duygudaş olursak; yolda yürürken arkadaşlarımızdan aldığımız bir habere duygudaş olursak... Gerçek manada empati yapmış olur muyuz? Sorular çok. Gelin, biraz da nefsimizi sorgulayarak cevap bulmaya çalışalım.
Empati belirli bir süreyi mi ifade eder?
Önce bu sorudan başlayalım. Bir örnekle daha belirgin hâle getirmek istiyorum:
Telefonda izlediğimiz bir reels videosunda Gazze’de şehit edilen insanları görüp üzülüyor, yattığımız yerden tek cümlelik bir dua ile "Allah yardımcıları olsun." diyoruz. Sonra yukarı kaydırıp bir yemek videosu izleyerek ağzımızın sulanmasına engel olamıyoruz. Tekrar kaydırıp lüks bir araba için iç geçiriyoruz.
Peki, Gazze için izlediğimiz o beş saniyelik reels ve ettiğimiz dua, gerçek manada bir empati midir? Duygudaşlık kavramını hakkıyla uygulamış olur muyuz? Evet, belki gerçekten de üzüldük, samimi bir dua da ettik fakat aksiyona dönüşmeyen empati, empati midir?
Bir soruya cevap ararken farklı sorularla karşılaşıyoruz. Herkes kendi içinden versin cevaplarını. Ben devam ediyorum.
İnsan kendinden daha iyi durumda olan birine empati yapabilir mi?
Maddi durum üzerinden bir örnek verecek olursak, maddi gücü kendisinden daha iyi olan bir insana empati yapılabilir mi? Bana biraz absürt geldi açıkçası ama onun hâlini anlayıp duygudaş olursa, bu da empati sayılır herhâlde.
Bu konuyu düşünürken iş yerinden bir arkadaşım, empati yapılabileceğini söyleyip şu örneği verdi:
"Bir inşaat işçisi, patronunun lüks marka arabasını şantiyeye sokmamasını, ufak tefek de olsa herhangi bir inşaat aletini ya da malzemesini arabasına yüklememesini anlayabilir ve onunla empati kurabilir."
Kavram olarak baktığımızda, evet, bu bir empati. Ama bana hep empati, durumu iyi olanın durumu kötü olanı anlaması, onun yerine kendini koyması gibi gelmiştir. Bu örnek de empati gibi dursa da, eski öğretilerime ters düştüğü için bir türlü empati olarak adlandıramadım.
Sözün özü…
Benim bu yazımda anlatmak istediğim şey şu: Durumu iyi olan ya da olmayan fark etmez, empati yapan kişi aksiyona geçmelidir. Aksiyona dönüşmeyen empati, bence empati değildir.
Yolda yürürken düşen bir insanı görüp "Tüh, çok kötü düştü, canı ne kadar da acımıştır." deyip uzaklaşmak ile hemen yanına koşup onu ayağa kaldırarak ilgilenmek arasında fark olması lazım. Bakınca ikisi de duygudaşlık gibi görünüyor ama birisi manasız bir duygudaşlık.