Menü
Giriş YapBültene Abone Ol

Yeniden Doğmanın Erdemi: Hayatın Sonsuz Başlangıçları

Yaşamın her kademesinde, tekâmül sürecinde bir son ve başlangıç evresi yaşar, yeniden var olma çabasına girişiriz.

U

Unknown Author

Konuk Yazar

5 dk okuma
Yeniden Doğmanın Erdemi: Hayatın Sonsuz Başlangıçları

"Her dem yeniden doğarız
Bizden kim usanası."
— Yunus Emre

Yaşamın her kademesinde, tekâmül sürecinde bir son ve başlangıç evresi yaşar, yeniden var olma çabasına girişiriz. İnsan, ömrü boyunca hayatın getirdiği iniş çıkışlar karşısında yenilenme ve kabuk değiştirme süreçlerinden geçer. Bu anlamda insan, bedenen bir kez doğsa da her an bir ölümü ve dirilişi içinde taşır. Bu diriliş kimi zaman sancılıdır, insanı anlamsızlıktan çıkarır ve anlam yolculuğuna sürükler. Yolda olan ve bir hareket hâlinde bulunan insan için hayat daha anlamlıdır. Yeni başlangıçlara kapılar aralanır, geçmiş ise bir ibretten ibaret hale gelir. Çünkü insan, anın yolcusudur. Gerçek olan tek şey, insanın yalnızca bir kez doğmadığıdır. Gece biter, yeni bir güne adım atarız. Bir işi bitirir, başka bir işe koyuluruz. Dünya hayatı sona erer, ahiret ise yeniden bir doğuştur. Hayatın döngüselliği ve gelgitleri hep ardımızda durur. Yaşamın zor, çetrefilli ve anlaşılmaz anları, yeni doğumların ve başlangıçların habercisidir. 'Son' olarak gördüğümüz şeyler aslında hayatta yeni başlangıçlara açılan kapılardır. Yüreğimizde bir var olma sancısı taşırız, bir silkinme ve kendimizi arama kavgası veririz. Ölmeyi değil, 'olmayı' beklediğimizi anladığımızda, benliğimize doğru esas yolculuğumuz başlar.

İlk nefes alışımızdan itibaren her başlangıç sancılıdır. İçinde türlü acılar ve ızdıraplar barındırır. Ancak yolda olmak, tüm acıları unutturur, kanayan yaralara merhem olur. Hayat, bir anlamıyla yolda olmak ve bir anlama sarılmaktan ibarettir. İçsel ve dışsal her yolculuk, insana adı “yaşanmışlık” olan yüklerini bıraktırır. Yaşanan her acı ya da tatlı imtihan, verilen her mücadele ve aşılan her engel, bir doğuşun sancılarını yansıtır.

Yeni başlangıçlar alışkanlıkları yıkar, yeniliklere kapı aralar. Yunus Emre ne güzel özetlemiş: "Biz sevdik âşık olduk, sevildik maşuk olduk. Her dem yeni dirlikte, bizden kim usanası." Yeniden doğmayı ve tazelenmeyi bilen birisi için hangi dağlar ve geçitler aşılamazdır ki? Hangi yol, karanlıkları delip geçecek olan dirilişin sesini bastırabilir? Yeniden doğma erdemi, insanın kendi dünyasına ve dünyaya bir haykırışıdır.

Başlangıçlar, eğer iyiliğe, hayra, dosta, sevgiliye; kısacası güzel olana varıyorsa bir anlam kazanır. Nitekim her doğum, bir dönüşün ifadesidir. İnsan özüne, derinine, en aşikâr olanına döner. Doğum, insanın yalnızca bir kez yaşadığı bir olay değil; her anında kendini yenileyip tazeleyebildiği bir sürecin başlangıcı ve sonudur.

Ne mutlu yeniden doğanlara, yeniden tazelenenlere ve yeniden "Bismillah" diyebilenlere! Çünkü her başlangıç, aslında bir sonu da beraberinde getirir. Ancak bu, yalnızca dünyayı dünyadan ibaret sananlar için geçerlidir.

Yorumlar

Yorum Yap

Yükleniyor...

İLGİLİ YAZILAR