Başlangıçların "Bazen" Mutluluğu
Seneler evvel Aykut Ertuğrul’un Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu eserini okumuştum. İsim biraz manidar.
Unknown Author
Konuk Yazar

Seneler evvel Aykut Ertuğrul’un Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu eserini okumuştum. İsim biraz manidar. İsmin, bizim zihnimizde canlandırdıkları da...
İnsan, olaylara ve durumlara zihnindeki anlam bulutu nispetinde bakıyor. Başlangıç, gerçekten de olumlu bir anlam taşıyor gibi görünüyor. Bitişler ise genellikle burukluğu, üzüntüyü, mutsuzluğu çağrıştırıyor.
Yeni bir işe başlamak, evlenmek, evlat sahibi olmak ya da daha basiti yeni bir deftere yazıp çizmeye başlamak ve sair. Başlangıçlar genellikle meşakkatlidir; bolca hayal kurar, emek verirsiniz. Ancak henüz başlarken neticeyi düşünmekten bu meşakkatler, engeller aklınıza dahi gelmez. Başlangıçlar bu yönüyle insanda pozitif etki yaratır; yaşadığınızı, nefes aldığınızı, yeniden enerji kazandığınızı hissedersiniz. Ancak başlangıçlar bunlardan mı ibarettir?
Bazen savaşlar başlar, soykırımlar başlar, bunalımlar, hastalıklar başlar; ağlamaya da başlar insan. Dünyayı bir süredir incelediğimde bir şeylerin hep başladığını ancak bitmediğini müşahede ediyorum. Son yıllarda dahi Suriye İç Savaşı, Kırım Savaşı, Ukrayna Savaşı, Doğu Türkistan ve Gazze Soykırımları başladı. Göçler başladı, milyonlarca insan yurdundan uzaklaştı. Ancak zulümler, savaşlar, kanlar, gözyaşları bir türlü bitmiyor.
Meselelere bazen makro, bazen ise mikro ölçekte bakmak gerekiyor. Kendi minik ölçeğimize indiğimiz zaman ise dünya artık daha kriminal, daha güvensiz, daha tehlikeli bir yer gibi geliyor. Suç oranlarının gittikçe düştüğüne dair istatistikler bir yana, hepimiz sokakları eskiye nazaran daha korkunç buluyoruz. Bunun algısal olduğuna katılsam da ben dahil kimse algının aksine evladını sokakta oyun oynarken tahayyül etmek istemiyor. Onun yerine kreşler, oyun alanları ve daha nice imkânlar (!) ortaya çıktı.
Yine kendi nazariyemizden çevremizi müşahede ettiğimizde daha vahşi cinayetler görüyoruz. Esasen geçmişte olan şeyler artık gözümüze sokuluyor. 21. yüzyıl itibariyle insanlar bir umutsuzluğa sevk ediliyor; iyiliğin üzeri örtülüyor, kötülükler sele serpe seriliyor. İnsanlara, bela ve musibet kapıları açıldı hissiyatı zerk ediliyor. Ümitvar mıyız? Bazen. Karamsar mıyız? Bazen. Mutlu muyuz? Bazen. Mutsuz muyuz? Bazen. Fena bir habere üzülüyor muyuz? Bazen. Ortalığın kan revan olduğu dehşetengiz bir cinayet görüntüsüne dahi 15–20 saniye aralığında kanımız donuyor. Duygularımız giderek köreliyor. Robotlaşma sürecimiz tüm hızıyla devam ediyor.